HaYaL SoKaĞı

En Güzel Paylaşımın Adresi...
 
OyunAnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 LAİKLİK

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
RAMAZAN CSN
Tuğgeneral
Tuğgeneral
avatar

Mesaj Sayısı : 532
Takım :
Meslek : ÖGRENCİ
Beğenirlik : 2
Rep : 40
Kayıt tarihi : 14/08/08

MesajKonu: Geri: LAİKLİK   C.tesi 04 Ekim 2008, 19:39

LAIKLIK
****** ilkeleri arasinda devrimcilik, cumhuriyetcilik ve uygarlikcilik ilkeleri ile simsiki iliskili olan laiklik ilkesi, yaygin anlatimiyla din ile dunya, din ile devlet islerinin ayrilmasini ongoren akilci bir yontemdir.
Laiklik, genis anlamiyla cagdaslasmanin dogal bir sonucudur. Din, bireylerin diledigi inanci tasimasidir. Nasil bireyleri belli bir inanca zorlamak insan haklarina aykiri ise, devleti de belli bir inancin buyrugu altina sokmak cagdas devlet anlayisina aykiridir.

Devlet yonetiminin dinsel kural ve kurumlardan ayrilmasi, cagdas Turk toplumunun yuzyillardir bekledigi bir devrim atilimidir. Yalnizca, basimevinin ulkeye girmesine engel olup uc yuz yil geciktiren dinsel otoritenin, Turk ulusunun cagdisi kalisindaki olumsuz etkisi bile, din ile devlet islerinin ayrilmasi icin yeter ve gerek bir kosuldur.

Laiklik ilkesi, kimi gerici cevrelerin yorumladiklari gibi, dinsizlik anlaminda dusunulmemelidir. Tersine her yurttasi din ve inancinda ozgur birakan temiz ruhlu halkimizi, ozellikle koylumuzu, kutsal din duygusunu somurerek cikar saglayan guclerin baskisindan kurtaran laiklik ilkesi, toplumdaki mezhep farkliligindan ileri gelen karsitlik ve catismalari da onleyen en etkili ve olumlu bir yontem oldu.

Laiklik, devlet yonetiminde butun yasalarin, kurallarin ve yontemlerin, bilimsel ve teknik bulgularla cagdas uygarligin sagladigi verilere ve dunya gereksinmelerine gore yapilmasi ve uygulanmasi ilkesidir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
devrimcosan
Binbaşı
Binbaşı


Mesaj Sayısı : 256
Takım :
Beğenirlik : 0
Rep : 0
Kayıt tarihi : 10/08/08

MesajKonu: Geri: LAİKLİK   C.tesi 04 Ekim 2008, 03:25

Laiklik Nedir

LAIKLIK : ****** ilkelerinin dayandigi iki temel ilkeden birisi Milliyetçilik, digeri Laikliktir. Türk ulusunu olusturan bireylerin dinsel inanislarina, vicdan özgürlüklerine karismamak, bu haklarini güvence altina almak, devleti ve hukuk kurallarini dine göre degil, akil ve bilime göre düzenlemeye denir.

Laiklik; din ve devlet islerinin birbirinden ayrilmasi, devlet düzeninin ve hukuk kurallarinin dine degil, akla ve bilime dayandirilmasi, fakat kimsenin inancina ve vicdan hürriyetine karisilmamasidir.

Devlet kurum ve kuruluslarinin laiklesmesi asamalari su sekilde olmustur :
1 Kasim 1922'de Saltanat kaldirildi.
3 Mart 1924'te Halifelik, Seriye ve Evkaf Vekillikleri ve medreseler kaldirildi. Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edildi.
1924 Anayasasi'na "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin dini Islamdir." maddesi eklendi.
10 Nisan 1928'de, anayasadan "Devlet dini Islamdir." hükmü çikarildi.
1937 Anayasasi'na "Türkiye Cumhuriyeti Devleti laiktir." ilkesi konuldu.

Not : Mustafa Kemal’in taviz vermedigi bir diger ilkedir.

Terimi Ekleyen: apollon Tarih: 07-Oct-2007 17:21. | Şimdiye kadar 1675 kez okundu.

Laiklik nedir Laiklik nedir ,Laiklik nedir? ,Laiklik ne demek ,Laiklik tanımı,Laiklik örneği,Laiklik türleri,Laiklik nelerdir,Laiklik hakkında, Laiklik tarihi, Laiklik nerede, Laiklik ne zaman, neden, nasıl, niçin, anlami nedir, ne denir, nerde, niye, ne demektir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
yekta
Yüzbaşı
Yüzbaşı


Erkek
Mesaj Sayısı : 204
Yaş : 19
Nerelisin GENÇ : ankara
Hobin nedir : KİTAP OKUMAK
Ruh Hali :
Takım :
Meslek : ÖĞRENCİ
Beğenirlik : 0
Rep : 0
Kayıt tarihi : 02/10/08

MesajKonu: Geri: LAİKLİK   Cuma 03 Ekim 2008, 20:10

türkçe'ye fransızca'dan geçen "lâik" sözcüğü, yunanca "lâikos"tan gelmektedir. halk anlamına gelen "laos" adılından türetilmiş ve din adamı olmayanları belirtmek için kullanılmıştır. aynı zamanda; dinî olmayan şey, fikir, kurum analmına geliyordu. eski çağlarda bu sözcük "rahipler sınıfı"na mensup olmayan anlamında kullanılıyordu. hristiyanlıkta da kilise adamlarına "clerici", bunların dışında kalan halk yığınlarına "laici" deniyordu. zamanla bu sözcük, devlet ile din arsındaki ilşkileri anlatmak için kullanılmaya başlamıştır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
yekta
Yüzbaşı
Yüzbaşı


Erkek
Mesaj Sayısı : 204
Yaş : 19
Nerelisin GENÇ : ankara
Hobin nedir : KİTAP OKUMAK
Ruh Hali :
Takım :
Meslek : ÖĞRENCİ
Beğenirlik : 0
Rep : 0
Kayıt tarihi : 02/10/08

MesajKonu: Geri: LAİKLİK   Cuma 03 Ekim 2008, 20:10

laiklik nedir?

laiklik en bilinen tabiriyle din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır.ayrıca kişilere din ve vicdan hüriyeti sağlayan bir sistemdir. fakat resmi kurumlarda başımızı örtemiyorsak gençlerimiz başörtüsü yüzünden eğitimlerine devam edemiyorsa burda din ve vicdan hürriyetinden bahsetmek mümkün değildir. yani ülkemizde uygulanan laiklik ilkelerine göre dini sadece devletin izin verdiği ölçüde yaşayabilirsiniz. müslüman bir ülkede başörtüsü yasağının olup da hristiyan avrupa ülkelerinde böyle bir yasağın olmaması ise büyük bir soru işareti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
yekta
Yüzbaşı
Yüzbaşı


Erkek
Mesaj Sayısı : 204
Yaş : 19
Nerelisin GENÇ : ankara
Hobin nedir : KİTAP OKUMAK
Ruh Hali :
Takım :
Meslek : ÖĞRENCİ
Beğenirlik : 0
Rep : 0
Kayıt tarihi : 02/10/08

MesajKonu: Geri: LAİKLİK   Cuma 03 Ekim 2008, 20:08

Laiklik (1): Laiklik Nedir?


Türkiye'de laiklik kavramı neredeyse her zaman 'din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması' olarak tanımlanıyor. Bu tanım, yanlış sayılmasa da, fazlasıyla yoruma açık ve net bir laiklik kavramı ortaya koymaktan uzak. Gerek milli eğitim sürecinde, gerekse popüler yazında bu tanımın ısrarla tekrarlanmasına rağmen, laikliğin doğuşu, varlık nedeni, farklı algılanış ve uygulanış şekilleri gibi temel konuların çoğu zaman es geçilmesi, pek çok alanda olduğu gibi laiklik konusunda da kavram karmaşası yaşanmasına neden oluyor.

Türk siyasi geleneğinde sosyal yapının, sivil alanda edinilen tecrübelerle değil, otorite sahibi üst kurumların kendi normlarını alt tabakalara dikte etmeleriyle şekilleniyor olması, halkın önemli bir kısmının yapılan düzenlemelere yabancılaşması sonucunu da beraberinde getiriyor. Herkesin kavramların içini kendi doğru bildiği şekilde doldurmaya kalktığı bu ortamda, kavramsallaşma süreci olayların tabii seyrinde değil, (zaman zaman etkileşimde bulunsalar dahi) birbirleriyle düşünsel iletişim kuramayan bireylerin subjektif değer yargılarıyla şekilleniyor.

Laiklik söz konusu olduğunda, Türkiye'de bir kesim bu kavramın 'dini inançların özgürce yaşanabilmesi adına bir güvence' anlamına gelmesi gerektiğini söylerken, diğer bir kesim konuyu 'siyasal (ve kimi zaman sosyal) alanda dine sınırlamalar getirilmesi' çerçevesinde değerlendiriyor.
Laiklik konusu bugün itibariyle dünyada da tam anlamıyla çözüme kavuşturulmuş değil. Ancak bu konuda halen düşünce üretilmekte olsa da, tartışmalar çok daha farklı bir boyutta cereyan ediyor. Bunun nedeni de, Batıdaki toplumların bugünkü durumlarına 'yaşadıkları tecrübeler' sonucunda gelmiş olmaları. (Buradan hareketle, Batının farklı bölgelerindeki farklı laiklik uygulamalarının nedeni de açıklanabilir.) Ülkemizde ise, 'sosyal ve siyasi gelenekler' ile 'kanunlar ve uygulamalar' arasındaki zorunlu ilişki (özellikle resmi ideolojiye yakın çevrelerce) göz ardı edildiğinden, hazır kavramların ithal edilmesi ve hatta gerekli görüldüğünde 'Türkiye'nin özel şartları' gereği istenilen şekilde revize edilmesi ile asırlık tecrübelerin baypaslanabileceği zannediliyor.
Bütün bu nedenlerden ötürü, Batıda 'farklı hakların uzlaştırılması' ekseninde gerçekleşen ve artık sayılı noktalara indirgenmiş tartışmalar, 'geçmişten bugüne uzanan bir zincire yeni bir halka ekleme çabası' şeklinde özetlenebilecek bir 'gelişme' niteliğindeyken, ülkemizde yaşanan düzeysiz tartışmalar için benzeri bir yapıdan söz etmek mümkün değil. Bu nedenle de, laiklik ekseninde yaşananlardan 'gelişme' değil, 'gerginlik' doğuyor olması doğal.
Laiklik kavramına, 'politik düzenlemelerde dinin herhangi bir belirleyiciliğinin olmaması' şeklinde daha net bir tanım getirmek mümkün. Buradan hareketle, Türkiye'deki Kemalist kesimin, 'Laiklik dini özgürlükleri teminat altına almak için değil, dini sınırlamak için vardır' söyleminin çok daha doğru bir bakışı yansıttığı söylenebilir. Zira Avrupa'da laikliğe geçiş, bireysel hakları teminat altına almaktan ziyade, din adamlarının politik güçlerini ortadan kaldırmak amacıyla gerçekleştirilen bir süreçti.
Laikliğe yamanmaya çalışılan, din ve inanç hürriyeti merkezli tanım ise, laiklikten ziyade, bireysel hak ve özgürlüklerle ilgili bir konu. Dünyanın pek çok yerinde hüküm sürmüş veya sürmekte olan laik diktatörlüklere bakılarak da anlaşılabileceği gibi, laiklik, inanç özgürlüğünü temin değil, tehdit eden bir kavram. Bu nedenle de, 'insanlara ait' olan, özgür ülkelerde, bireysel haklar laklikten bağımsız olarak, 'ayrıca' tanımlanıyor. Bu sayede de, hem dinin politik yapı üzerindeki belirleyiciliği ortadan kaldırılırken, vatandaşların dini vecibelerini özgürce yerine getirmeleri de sağlanmış oluyor.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
RAMAZAN CSN
Tuğgeneral
Tuğgeneral
avatar

Mesaj Sayısı : 532
Takım :
Meslek : ÖGRENCİ
Beğenirlik : 2
Rep : 40
Kayıt tarihi : 14/08/08

MesajKonu: Geri: LAİKLİK   Perş. 25 Eyl. 2008, 22:23

Laiklik, devlet yönetiminde herhangi bir dinin referans alınmamasını ve devletin dinler karşısında tarafsız olmasını savunan prensiptir.[1]

Fransızca'dan Türkçe'ye geçmiş olan "laik" sözcüğü, "din adamı olmayan kimse; din adamı dışında kalan halk" anlamına gelen Latince "laicus" sözcüğünden gelmektedir. Roma döneminde din adamlarına "Clerici" din adamı olmayanlara da "Laici" adı veriliyordu. Laik aynı zamanda din dışı dinle ilgisi olmayan anlamlarına da gelmektedir.

Konu başlıkları [gizle]
1 Laiklik Kavramı
2 Tarihçesi
3 Anayasasında laikliği kabul eden devletler
4 Anayasasında laikliği kabul etmemesine rağmen laik olan devletler
5 Laik Olmayan Din/İdeoloji Devletleri
6 Kaynakça
7 Ayrıca bakınız



Laiklik Kavramı [değiştir]Laik harfi Yunanca laos ismi ve laikos sıfatından gelir, Latincesi laicus’tur. Laos: halk, kalabalık, kitle demektir ve zıddı kleros’tur. Laikos: halka ait, ruhban olmayan demektir (Sinanoğlu: 1, 2). Laicus: dinsel olmayan, demektir ve Osmanlıcada bu terim ladini ile karşılanmış fakat bu tutmamış, Fransızca laik kelimesi Türkçeye girmiştir (Altındal, 1986: 25). Laos/kleros karşıtlığı MÖ 3. yüzyılda, şeriat yönetimlerindeki iki sınıfı belirtmek üzere kullanılmıştır. Hıristiyanlığın ilk yüzyılından itibaren kilise adamlarına klerikoi (Latince clerici), bunların dışında kalanlara laikoi (Latince laici) denilmiştir. Bu adlandırma, ruhani ve cismani bir ikiliğe de işaret eder. Yeniçağda laik terimi, felsefi ve hukuki, siyasal bir anlamla genişleyerek devlet ve din ilişkilerine ait bir tarzı ifade etmeye başlamıştır (Özek: 1-5). Fransa’da 3. cumhuriyette laicisme kelimesi dile girmiştir (Poroy, Laiklik I). İngilizcede, papazdan başka bütün halka lay, laity denir ve laic, secular kelimeleri de cismaniliği ifade eder. Latince saecularis’ten gelen secular, özellikle İngiliz ve Alman toplumunda kullanılır.

Kavramı felsefi açıdan tanımlayanlara göre laiklik “insana, insan aklına, beşerin ebedi tekamülüne iman getirmektir.” Buna göre, laik devletin dine karşı oluşu ile tarafsız olması arasında bir fark görmeyenler, dinle ilgisi olmayan anlamının hepsini dinsizlik olarak tanımlamışlardır (Bayur, Laiklik I). Bazı düşünürler insan eylemlerini dinli, dinsiz, dindışı şeklinde üçe ayırmışlar, buna örnek olarak ibadet etmeyi dinli, dindarları hor görmeyi dinsiz, yürümek konuşmak gibi eylemleri dindışı olarak görmüşlerdir.

Siyasi anlamı üzerindeki tartışmalarda ise laiklik, liberalizmin dini kaynağı sayılır ve siyasi kudretin dini kudretten ayrılmasını ifade eder. Teokratik devletten demokrasiye geçerken devlet otoritesiyle din otoritesi sınırlandırılmış, laiklik klasik demokrasinin gerekliliğinin bir icabı olmuştur. Buna göre kavram, çağdaşlaşma ve insan hakları ile yakın bağlantılıdır. Buna mukabil, İsrail gibi bir din devletinde de demokrasi 1948 senesinden beri hiçbir askeri darbe ile kesintiye uğramadan başarıyla uygulanmaktadır.

Hukuki tanımlara göreyse en yaygın tanım, devlet ile din işlerinin ayrılmasıdır. Devlet, bir dine inanıp inanmama meselesini özel bir problem sayar, fertlerinin sadece maddi yönüyle ilgilenir, kendisi devlet olarak hiçbir dini taşımaz, hiçbir dini ayine iştirak etmez, fakat fertlerin her türlü dini serbestliklerini kabul eder. Devlet, dini esaslara dayanan kanunlar yapamayacağı gibi, bütün dinlere eşit mesafede durur ve hiçbir şekilde dinlerin ibadet hüküm ve kurallarına müdahale edemez. Bununla birlikte dinlerin amme düzenini bozacak davranışlarını da önlemekle yükümlüdür (Başgil: 5, Onar: 563).

Kavramın tarihsel gelişimi Katolik Avrupa ile Anglosakson Avrupa arasında bir nüans yaratmıştır. Katolik ülkeler laik, diğerleri sekülerdir. Laik ülkelerde daha çok din devletin denetimi altındadır; buna mukabil seküler ülkelerde din ile devlet özerk iki alandır (Altındal, 1986: 26). Protestan ve Anglikan ülkelerdeki sekülarizm, günlük hayatı belirleyen dünyevi bir yaşama tarzını ifade eder ve dünyevi işlerde dini dışarda bırakmak anlamını edinir. Bu ülkelerde milli kiliselerin Roma Kilisesinden ayrılmışlığı, Kraldan ayrı özerk kurum oluşu da kavrama etkinlik kazandırmıştır. Bu aynı zamanda uluslaşma ve burjuvazinin ortaya çıkışıyla da ilgilidir. Laikliğin Bizans sezaropapismine ve elitist hakimiyete, sekülarizmin ise Roma paganlığına ve vicdan özgürlüğüne yakın olduğu belirtilmiştir (Altındal, age).

Devlet ve din arasındaki ilişkilere bir temel sağlayan laiklik, bu ilişkiler açısından üç özellik gösterir: Devlet dine bağlıdır (teokrasi, Tibet); din devlete bağlıdır (imparatorluk, Bizans, Osmanlı, İngiltere, Rusya); ikisi de özerktir (demokrasi, ABD, Avustralya, Belçika) (Poroy, 1951). Laik devleti Duguit şöyle tanımlar: “Din konusunda kendisi tarafsız olup, mensupları bir dini taşımakla birlikte kendisi devlet olmakla hiçbir dini özellik göstermeyen ve hiçbir din ayini yapmayan ve kendi namına yaptırmayan devlet.” (Poroy, aynı yer, 20). Bugün bütün dünyada, cismani ve ruhani ayrılık anlamındaki temel ilkeler kabul görmekle birlikte, her devletin toplumuna ve kültürüne has özellikler de kavrama girmiştir. Türkiye’de laik devlet ile Müslüman toplum arasında cumhuriyetin kuruluşundan beri bir gerilim vardır ve devletin özel siyasal bir kavramı olan irtica kavramı, laiklikle birlikte anılır olmuştur. Devlete göre irtica, dinin sahtesi ve taassuptur (Daver, 1955: 10). İrtica kavramının hukuki mi ideolojik mi olduğu tartışmalıdır. ******’e göre “her faydalı ve yeni şeye karşı çıkmak irticadır” (Aydemir, 3). İrtica, devletin laikleşmesiyle ilgili olarak kanun koyucunun hukuki normlarına aykırı hareketler, devletin dayandığı ana değerlere aykırı görüşleri bu açıdan etiketlemesi şeklinde tanımlanmakla beraber, dini kamuoyundaki dini vecibeleri yerine getirme davranışları ile bu anlayış sıklıkla karıştırılmakta, hatta seçimle işbaşına gelse dahi eğer bu aykırılık görülürse devlet en başta ordu kurumu olmak üzere müdahale edebilmektedir. Burada devlet, demokratik açıdan her türlü düşünceye geçit verse bile, bu düşüncelerin dine dayanıp dayanmadığı noktasında laikliğe aykırı hareketler kapsamında irticayı temel terim olarak benimsemiştir (Batuhan, 1959). Felsefi açıdan ise laikliğe karşı taassup (yobazlık) kavramı, bir fikir ve inanç tekelciliğini ifade eder. Taassup bir kimsenin, bir kurumun, bir zümrenin kendi mutlak sandığı dar görüşlü düşünce ve inançlarını başkalarına kabul ettirmek istemesi, hatta zor kullanmasıdır.


Tarihçesi [değiştir]Eskiçağlardan beri din, insanların, günlük yaşamında, toplumsal düzende ve devlet yönetiminde etkili oldu. Özellikle Hıristiyanlık Avrupa'da ortaçağ sonlarına kadar her alanda söz sahibiydi. Papalar krallara hükmedebiliyor, papaz, rahip, ya da keşiş gibi din adamları Hıristiyan dininin kurallarına göre insanların yaşamını yönlendiriyorlardı.

Zamanla değişen ve gelişen ticaret ilişkileri, kentlerin zenginleşmeye başlaması, Hıristiyan olmakla birlikte ayrı mezheplerden olanların çoğalması gibi etkenler Hıristiyan dininin dönemin yeni koşullarına göre gözden geçirilmesini gerektirdi. 16. yüzyılda dinde Reform hareketi oldu. Edebiyat, sanat ve bilimde Rönesans diye adlandırılan canlanma ve atılım dönemi de 15. ve 16. yüzyıllarda gerçekleşti. Böylece Hıristiyan dünyasında din, yaşamın birçok alanında etkisini yitirmeye başladı. Özellikle eğitim ve öğretim alanında yenileşmeler oldu. Din kurallarına uygun eğitim yapan kurumların yani sıra özgür düşünceye ve inanç özgürlügüne dayanan eğitim kurumları devlet tarafından açılmaya başlandı. 1789 Fransız Devrimi'nden sonra laiklik yavaş yavaş devletin bütün kurumlarında ve toplumda kendini kabul ettirdi.

En son 2008'de Türkiye'de parti kapatma davalarıyla ilgili olarak Avrupa Birliği, jakoben laiklik yerine demokratik laiklik kavramını tercih ettiğini belirtmiştir.[2],[3]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
serseri
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 128
Yaş : 26
Nerelisin GENÇ : ANKARA
Hobin nedir : Müzik Dinlemek
Ruh Hali :
Takım :
Meslek : Öğrenci
Müzik Türü :
Sanal Hayvan :
En Sevdiği İş :
Beğenirlik : 1
Rep : 1
Kayıt tarihi : 14/08/08

MesajKonu: LAİKLİK   Cuma 05 Eyl. 2008, 21:04

Laiklik:

Laiklik yalnızca devlet ve dinin birbirinden ayrılması anlamına gelmez ayrıca eğitim, kültür ve yasama alanlarının da dinden bağımsız olması anlamını taşır. Laiklik, devletin dini düşünce ve dini kuruluşların etkisinden bağımsız olması, ve genel olarak düşünce özgürlüğü anlamına gelmektedir.Devrimlerin birçoğu laikliği gerçekleştirmek amacıyla yapılmış ve diğerleri ise laikliğe ulaşılmış olması sayesinde gerçekleştirilebilmiştir. Laiklik ilkesi akılcı ve dini siyasetin dışında tutan bir ilkedir.Osmanlı döneminde matbaanın geciktirilmesinde olduğu gibi dinin yenilikler karşısında nasıl tutucu bir silah haline geldiğini yaşamış olan Türkiye Cumhuriyeti kurucuları açısından dinin din dışı sivil yapı üzerinde yaratabileceği baskıları önlemenin bir aracıdır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: LAİKLİK   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
LAİKLİK
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
HaYaL SoKaĞı :: M.Kemal ATATÜRK :: İlkeleri...-
Buraya geçin: