HaYaL SoKaĞı

En Güzel Paylaşımın Adresi...
 
OyunAnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Kur'an-ı Kerim

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
___ADABİCİ___
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 180
Yaş : 23
Nerelisin GENÇ : ankara
Ruh Hali :
Takım :
Meslek : öğrenci
Müzik Türü :
Sanal Hayvan :
En Sevdiği İş :
Beğenirlik : 5
Rep : 7
Kayıt tarihi : 24/08/08

MesajKonu: Geri: Kur'an-ı Kerim   C.tesi 18 Ekim 2008, 18:24

kuran-ı kerim'i bilen warmı
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
yekta
Yüzbaşı
Yüzbaşı


Erkek
Mesaj Sayısı : 204
Yaş : 20
Nerelisin GENÇ : ankara
Hobin nedir : KİTAP OKUMAK
Ruh Hali :
Takım :
Meslek : ÖĞRENCİ
Beğenirlik : 0
Rep : 0
Kayıt tarihi : 02/10/08

MesajKonu: Geri: Kur'an-ı Kerim   C.tesi 18 Ekim 2008, 15:44

İnkar edenler ve Allah yolundan alıkoyanlar var ya; İşte Allah onların bütün amellerini boşa çıkarmıştır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
yekta
Yüzbaşı
Yüzbaşı


Erkek
Mesaj Sayısı : 204
Yaş : 20
Nerelisin GENÇ : ankara
Hobin nedir : KİTAP OKUMAK
Ruh Hali :
Takım :
Meslek : ÖĞRENCİ
Beğenirlik : 0
Rep : 0
Kayıt tarihi : 02/10/08

MesajKonu: Geri: Kur'an-ı Kerim   C.tesi 18 Ekim 2008, 15:43

Medine döneminde inmiştir. 38 âyettir. Sûre, adını Peygamber
Efendimizin, ikinci âyette geçen adından almıştır. Sûre ayrıca yirminci
âyette geçen
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
yekta
Yüzbaşı
Yüzbaşı


Erkek
Mesaj Sayısı : 204
Yaş : 20
Nerelisin GENÇ : ankara
Hobin nedir : KİTAP OKUMAK
Ruh Hali :
Takım :
Meslek : ÖĞRENCİ
Beğenirlik : 0
Rep : 0
Kayıt tarihi : 02/10/08

MesajKonu: Geri: Kur'an-ı Kerim   C.tesi 18 Ekim 2008, 15:43

Şüphesiz biz sana Kevseri verdik.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
yekta
Yüzbaşı
Yüzbaşı


Erkek
Mesaj Sayısı : 204
Yaş : 20
Nerelisin GENÇ : ankara
Hobin nedir : KİTAP OKUMAK
Ruh Hali :
Takım :
Meslek : ÖĞRENCİ
Beğenirlik : 0
Rep : 0
Kayıt tarihi : 02/10/08

MesajKonu: Geri: Kur'an-ı Kerim   C.tesi 18 Ekim 2008, 15:42





Mekke
döneminde inmiştir. Medine döneminde indiği de rivayet edilmiştir. 3
âyettir. Kevser, çok hayır, bereket demektir. Cennette Hz. Peygambere
mahsus bir havuzun da adıdır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
yekta
Yüzbaşı
Yüzbaşı


Erkek
Mesaj Sayısı : 204
Yaş : 20
Nerelisin GENÇ : ankara
Hobin nedir : KİTAP OKUMAK
Ruh Hali :
Takım :
Meslek : ÖĞRENCİ
Beğenirlik : 0
Rep : 0
Kayıt tarihi : 02/10/08

MesajKonu: Geri: Kur'an-ı Kerim   C.tesi 18 Ekim 2008, 15:41


Rabbinin, fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi?

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
yekta
Yüzbaşı
Yüzbaşı


Erkek
Mesaj Sayısı : 204
Yaş : 20
Nerelisin GENÇ : ankara
Hobin nedir : KİTAP OKUMAK
Ruh Hali :
Takım :
Meslek : ÖĞRENCİ
Beğenirlik : 0
Rep : 0
Kayıt tarihi : 02/10/08

MesajKonu: Geri: Kur'an-ı Kerim   C.tesi 18 Ekim 2008, 15:40





Mekke
döneminde inmiştir. 5 âyettir. Sûre, fillerle donanmış ordusuyla
Kâ'be'yi yıkmaya gelen Ebrehe'nin helâk edilişinden bahsettiği için bu
adı almıştır

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
yekta
Yüzbaşı
Yüzbaşı


Erkek
Mesaj Sayısı : 204
Yaş : 20
Nerelisin GENÇ : ankara
Hobin nedir : KİTAP OKUMAK
Ruh Hali :
Takım :
Meslek : ÖĞRENCİ
Beğenirlik : 0
Rep : 0
Kayıt tarihi : 02/10/08

MesajKonu: Geri: Kur'an-ı Kerim   C.tesi 18 Ekim 2008, 15:40

De ki: "O, Allah'tır, bir tektir."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
yekta
Yüzbaşı
Yüzbaşı


Erkek
Mesaj Sayısı : 204
Yaş : 20
Nerelisin GENÇ : ankara
Hobin nedir : KİTAP OKUMAK
Ruh Hali :
Takım :
Meslek : ÖĞRENCİ
Beğenirlik : 0
Rep : 0
Kayıt tarihi : 02/10/08

MesajKonu: Geri: Kur'an-ı Kerim   C.tesi 18 Ekim 2008, 15:39





Mekke
döneminde inmiştir. 4 âyettir. İhlâs, samimi olmak, dine içtenlikle
bağlanmak demektir. Allah'a bu sûrede anlatıldığı şekilde inanan,
tevhit inancını tam anlamıyla benimsemiş ihlaslı bir mü'min olacağı
için sûre bu adla anılmaktadır

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
yekta
Yüzbaşı
Yüzbaşı


Erkek
Mesaj Sayısı : 204
Yaş : 20
Nerelisin GENÇ : ankara
Hobin nedir : KİTAP OKUMAK
Ruh Hali :
Takım :
Meslek : ÖĞRENCİ
Beğenirlik : 0
Rep : 0
Kayıt tarihi : 02/10/08

MesajKonu: Geri: Kur'an-ı Kerim   C.tesi 18 Ekim 2008, 15:38

Elif Lâm Râ. Bu Kur'an, Rablerinin izniyle insanları
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
yekta
Yüzbaşı
Yüzbaşı


Erkek
Mesaj Sayısı : 204
Yaş : 20
Nerelisin GENÇ : ankara
Hobin nedir : KİTAP OKUMAK
Ruh Hali :
Takım :
Meslek : ÖĞRENCİ
Beğenirlik : 0
Rep : 0
Kayıt tarihi : 02/10/08

MesajKonu: Geri: Kur'an-ı Kerim   C.tesi 18 Ekim 2008, 15:37





Mekke
döneminde inmiştir. 52 âyettir. İçinde Hz. İbrahim'den ve ailesinden
söz edildiği için bu adı almıştır. Sûrede başlıca imanın temel konuları
olan Allah'a iman, peygamberlere iman, öldükten sonra dirilme ve hesap
ele alınmaktadır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
yekta
Yüzbaşı
Yüzbaşı


Erkek
Mesaj Sayısı : 204
Yaş : 20
Nerelisin GENÇ : ankara
Hobin nedir : KİTAP OKUMAK
Ruh Hali :
Takım :
Meslek : ÖĞRENCİ
Beğenirlik : 0
Rep : 0
Kayıt tarihi : 02/10/08

MesajKonu: Geri: Kur'an-ı Kerim   Cuma 03 Ekim 2008, 21:52

Mekke döneminde inmiştir. Yedi âyettir. Kur'an-ı Kerim'in ilk sûresi olduğu için 'başlangıç' anlamına 'Fâtiha' adını almıştır. Sûrenin ayrıca, 'Ümmü'l-Kitab' (Kitab'ın özü) 'es-Seb'ul-Mesânî' (Tekrarlanan yedi âyet)1, 'el-Esâs', 'el-Vâfiye', 'el-Kâfiye', 'el-Kenz', 'eş-�?ifâ', 'eş-�?ükr' ve 'es-Salât'2 gibi başka adları da vardır. Kuran'ın içerdiği esaslar öz olarak Fâtiha'da vardır. Zira övgü ve yüceltilmeye layık bir tek Allah'ın varlığı, onun hakimiyeti, tek mabut oluşu, kulluğun ancak ona yapılıp ondan yardım isteneceği, bu sûrede özlü bir şekilde ifade edilir. Fâtiha sûresi aynı zamanda baştan başa eşsiz güzellikte bir dua, bir yakarıştır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
RAMAZAN CSN
Tuğgeneral
Tuğgeneral
avatar

Mesaj Sayısı : 532
Takım :
Meslek : ÖGRENCİ
Beğenirlik : 2
Rep : 40
Kayıt tarihi : 14/08/08

MesajKonu: Geri: Kur'an-ı Kerim   Paz 28 Eyl. 2008, 18:01

Kur'an-ı Kerim le ögreneceginiz her şey
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
RAMAZAN CSN
Tuğgeneral
Tuğgeneral
avatar

Mesaj Sayısı : 532
Takım :
Meslek : ÖGRENCİ
Beğenirlik : 2
Rep : 40
Kayıt tarihi : 14/08/08

MesajKonu: Geri: Kur'an-ı Kerim   Paz 28 Eyl. 2008, 18:00

2. İnsanları karanlıklardan aydınlığa çıkarmak ve sıratı müstakime ulaştırmak için indirilmiştir.


Kur’an-ı Kerim; kendisine tabi olanları küfrün karanlığından, imanın nuruna kavuşturacak ilahi bir rehberdir. Bu rehber, nazil olduğu ilk günden kıyamete kadar ortaya çıkmış ve çıkacak olan Müslümanların problemlerini çözebilecek bir rehberdir.

Bilindiği gibi insanoğlunun önünde, imtihan için çizilmiş bulunan çeşitli yollar vardır. İnsanların imtihan için çizilmiş olan yolların içerisinde sapık yollara sapmaması ve doğru yolu bulması için çeşitli rehberlere ihtiyaç vardır. İnsanoğlunun ihtiyacı olan bu rehberler olmalı ki, sıratı müstakimden sapılmasın ve imtihan kaybedilmesin. Bu rehberlerin başında peygamberler ve onlara gönderilen ilahi kitaplar gelmektedir. Kur’an-ı Kerim’de; Allah’ın insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarması için gönderdiği ilahi kitaplardan ve elçi insanlardan bahsedilmektedir. Bahsedilen bu elçi insanlardan bir tanesi de bizim peygamberimiz olan Hz Muhammed’dir. Yüce Allah, son peygamber olduğu için, Hz Muhammed’e diğer ilahi kitaplardan muhtevası daha geniş bir ilahi rehber göndermiştir. Çünkü, O’ndan sonra kıyamete kadar başka bir peygamber gönderilmeyecektir. Bu yüzden peygamberlik zincirinin son halkası olan Peygamber’imize gelen rehber kitap, kıyamete kadar yaşayacak olan insanların her türlü problemlerine cevap verecek kadar kapsamlıdır.Bu rehber kitap; Hz Peygamber döneminin insanlarını, günümüz insanlarını ve kıyamete kadar gelecek bütün insanları karanlıklardan aydınlığa çıkaracak olan yegane rehberdir. Bu kitap, onların kıyamete kadar ortaya çıkabilecek olan her türlü problemini çözebilecek yeterliliktedir. Bu gerçeği kabul etmeyip de O’nun Ortaçağda yaşayan insanlara hitap ettiğini ve günümüzde geçerliliğini yitirdiğini iddia eden kişilerin karanlıklardan ve sapıklıktan kurtulmaları mümkün değildir.


Bu rehbere tabi olan insanlar; dünya ve ahirette mutlu yaşarken, diğerleri dünyada kısmen mutlu yaşasalar da ahirette mutsuz olacaklardır. Allah’ın gönderdiği rehbere tabi olmayıp ta, O’nun dışında rehber arayanlar; sonuçta, karanlıklara ve çıkmaz yollara saplanmaktan kurtulamazlar. Ancak Yüce Allah’ın göndermiş olduğu Kur’an-ı Kerim’e uyanlar, “en doğru” ve “en iyi” rehbere tabi olduklarından karanlıklardan aydınlığa çıkarlar. “En doğru” ve “en iyi” ye ulaştıran Kur’an-ı Kerim’i bırakan günümüz Müslümanlarının bir çoğunun kendilerine rehber aldığı çeşitli kitaplar var ki; bu kitaplar onları “en doğru” ve “en iyi” ye ulaştırmamış, tam tersine onların karanlıklar içinde sapıtıp kalmalarına yol açmışlardır. Günümüz İslam dünyasındaki bir çok hizbin kendilerini karanlıklardan çıkaracağını iddia ettikleri değişik kitapları mevcuttur. Bize göre, bu kitapları yazanların birçoğu, bu kitapları Kur’an’ın daha iyi anlaşılmasını sağlamak için yazmıştır. Ne yazık ki, zamanın geçtikçe yazılan bu kitaplar hidayetin asıl kaynağı Kur’an’a perde olmuşlardır. Bu tür kitaplarla “en doğru” ve “en iyi” ye kavuşmayı hayal eden ve Allah’ın kitabını gereği gibi okumak şöyle dursun, O’nu terkedilmiş bırakanların karanlıklardan kurtulup aydınlığa çıkmaları mümkün değildir. Bu insanların sapık yollardan kurtulmaları ve sıratı müstakime erişmeleri için Allah’ın kitabına kayıtsız ve şartsız teslim olmaktan başka hiçbir çıkar yolları yoktur.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
RAMAZAN CSN
Tuğgeneral
Tuğgeneral
avatar

Mesaj Sayısı : 532
Takım :
Meslek : ÖGRENCİ
Beğenirlik : 2
Rep : 40
Kayıt tarihi : 14/08/08

MesajKonu: Kur'an-ı Kerim   Paz 28 Eyl. 2008, 17:45

1. Tevhid inancının hakim kılınması için indirilmiştir.


Kur’an-ı Kerim’e baktığımızda; Hz Adem’den Hz Muhammed’e kadar gönderilen ve peygamberlik mücadelesi veren tüm peygamberlerin, muhataplarını tevhide davet ettiklerini görüyoruz. Çünkü tevhid inancı, Kur’an-ı Kerim’in temelini oluşturur. Bu temel esastan hareket ederek, Kur’an-ı Kerim’in asıl indiriliş sebebinin yeryüzünden silinmiş olan tevhid inancını yeniden tesis etmek olduğunu söyleyebiliriz. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de tevhide zıt düşünce ve inançlara karşı insanları sık sık uyararak, onların şirke düşmesini engellemeye çalışmıştır. O’nda insanları şirk tehlikesine karşı uyaran yüzlerce ayet vardır. Özellikle Mekki surelere baktığımızda, bu surelerde asıl anlatılmak istenen şeyin tevhid inancı olduğu rahatlıkla görülür. Mekki surelerde anlatılmakta olan Kur’an kıssaları; farklı zaman dilimlerindeki farklı olaylardan bahsetse de, dikkatlice bakıldığında anlatılmak istenen asıl şeyin tevhid inancının hakim kılınmaya çalışılması olduğu görülecektir.


Tevhid; yeryüzünde Allah’tan başka ibadet edilecek, yardım istenilecek ve boyun eğilecek hiçbir güç olmadığını insanlara bildirmektir. Tevhid; hukukta, iktisatta, içtimai münasebetlerde kısaca insan hayatını ilgilendiren her konuda, ilahi iradenin ifade edildiği nassları esas almak ve dolayısıyla, ona aykırı düşecek davranışlardan kaçınmaktır.


Birçok kimsenin sandığı gibi, tevhid inancı, sadece Allah’a inanmaktan ibaret değildir. Bu gerçekten habersiz olan, yanlış veya yetersiz bilgiye sahip günümüz Müslümanlarının çoğu; Allah’ı sayı olarak birledikleri halde, O’na uluhiyette, rububiyette ve sıfatlarında ortaklar koşmaktadırlar. Bu insanlar, Allah’ı hakkıyla tanımadıklarından, sadece O’na ait olması gereken birtakım vasıfları insanlara vererek Allah’a şirk koşmakta ve tevhid inancından uzaklaşmaktadırlar.


Bir Müslüman şu gerçeği asla aklından çıkarmamalıdır. Bilindiği gibi bazı şeyler başlanmış olan bir ibadeti bozar. İbadeti bozan bu şeylere müfsid denir. Mesela; oruç tutan bir mükellefin bilerek yemek yemesi orucun bozulmasına yol açar. Yine namaz kılan bir mükellefin namazda abdestinin bozulması onun namazının bozulmasına yol açar. İşte aynı bunlar gibi birde iman ettiğini söyleyen kişinin imanını bozan şeyler vardır. Kişi imanı bozan bazı amelleri yapar veya imanı bozan sözleri sarf ederse, onun imanı geçerliğini kaybeder. Bu gerçek günümüz Müslüman’ına anlatılıp izah edilmediği için kişi iman iddiasında bulunduktan sonra yaptığı hiçbir amelin imanını ortadan kaldırmadığını sanmaktadır. Bu bilgiye sahip olmadığından birçok cahil Müslüman basit bir mekruhu yapmamak için büyük bir mücadele verirken, Allah’a şirke kadar götüren amelleri gözünü kırpmadan yapmaktadır. Toplum içerisinde bu meseleler yaygın olarak bilinmediği için, kendisine yaptığı amelin çirkinliği ve sonucu hatırlatılsa bile, bu uyarı onu tevhid inancını ortadan kaldıran şirki yapmasına engel olamıyor. Biz Müslümanlar bu duruma düşmemek için tevhid inancını bozarak insanı şirke kadar götüren bu davranışları bilmek zorundayız. Bunun için büyük bir gayret sarf etmeliyiz. Çünkü; Allah dilerse büyük, küçük her günahı bağışlayacak, ancak şirki asla bağışlamayacaktır. Böyle bir duruma düşmekse; bir Müslüman’ın imtihanı tamamen kaybetmesi ve ebedi azabı hak etmesidir. Şimdi bir Müslüman’ın şirke düşmesine yol açacak olan bazı amellere örnekler verelim.


a) Helal ve Haram kılma yetkisini Allah’tan başkasına vermek: “Demokrasi” adıyla bilinen ve kanun koyma yetkisini halkın seçtiği iddia edilen milletvekillerine veren, yönetim şekli bu gruba girer. Bilindiği gibi demokratik sistemlerde kanunların çıkarıldığı meclisler yasaklama ve serbest kılma yetkisine sahiptirler. Bu meclislerde Allah’ın yasak ettiği birçok haramın işlenmesine müsaade edildiği gibi, Allah’ın emrettiği farzlara bile yasaklar getirilmektedir. Bu gerçeği görmezlikten gelerek demokratik sistemlerin İslama uygunluğunu iddia eden bazı mevki ve makam meraklısı insanların varlığı malumdur. Bize göre, gayri İslami kanunlarla idare edilen bir devletin meclisiyle, İslami yönetimlerdeki “Şura meclisi” birbirleriyle kıyas eden bu insanların yaptıkları kıyas tamamen yanlıştır. Çünkü, İslami yönetimlerin meclislerinde hiçbir zaman Kur’an-ı Kerim’e zıt bir kanun çıkarılamaz. Mesela; İslama göre idare edilen bir mecliste “içki, kumar, zina…vb serbestçe yapılabilir, ancak bundan sonra kadınlarınız ve kızlarınız her istediklerinde başlarını örtemez” diye bir kanun çıkabilir mi? Elbette çıkamaz. Ama bu insanların İslama uygun olduğunu iddia ettikleri demokratik sistemlerin uygulandığı her ülkede bu kanunlara benzer kanunlar meclisler tarafından çıkarılmaktadır. Bu yüzden, Demokratik sistemlerdeki meclisi, Şura meclisine kıyas edenlerin iddiaları tamamen yanlıştır.


Muvahhid bir Müslüman helal ve haram kılma yetkisinin ancak Allah’a ait bir yetki olduğunu bilmeli, bu yetkiyi hiçbir kişi, kurum ve meclise vermemelidir. Çünkü, kişi helal ve haram kılma yetkisinin Allah’ın hakkı olduğuna iman ederse Müslüman, bu yetkinin Allah’ın değil de bazı kişi, kurum veya meclisin olduğunu iddia ederse kafirdir. Bu yüzden bir Müslüman’ın hem demokrat hem de Müslüman olacağını iddia etmek, bir insanın hem Yahudi hem de Müslüman olabileceğini iddia etmek gibi saçma bir iddiadır.


Maalesef günümüzde, Allah’ın varlığını kabul eden insanlar, O’na ait olması gereken helal ve haram kılma yetkisini kişilere, kurumlara ve meclislere verdiklerinden tevhid inancına aykırı hareket etmektedirler. Halbuki bir Müslüman, insanların hüküm koyucu olduğu beşeri rejimleri şiddetle reddetmelidir. Çünkü; beşeri rejimleri reddetmek, imanın bir gereğidir. Kur’an-ı Kerim’de Müslümanların Tağutu reddetmesi ve Allah’ın yoluna tabi olması istenmiştir. Bütün peygamberler toplumlarına Allah’a imanın önündeki en büyük engel olan Tağut belasını açıklamak ve O’na kulluktan sakındırmak için gönderilmişlerdir. Beşeri rejimlerin hepsi de Allah’ın gönderdiği esaslara değil de, insanların heva ve heveslerinden çıkardıkları esaslara göre idare edilmektedirler. Bu yüzden bu rejimlere tağuti rejimler adı verilir. Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz. Bir Müslüman tağuti rejimleri inkar etmeli ve asla o rejimlerin destekçiliğini yapmamalıdır.


b) Nassların tamamına inanmamak: Kur’an-ı Kerim’de “…Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Sizden böyle yapanın cezası dünyada rezil rüsvay olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde de (onlar) azabın en şiddetlisine atılacaklardır. Allah sizin yaptıklarınızdan gafil değildir.” buyurulmuştur. Bu ayet Kur’an’ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar edenlerin iman iddiasını reddetmekte ve Müslümanlardan pazarlıksız bir iman istemektedir. Bu ayetin sonucu olarak, Kur’an-ı Kerim’den olduğu sabit bir ayetin inkarı, insanın dinden çıkmasına ve kafir olmasına yol açar. “Laiklik” adıyla bilinen din işleriyle dünya işlerinin ayrılması gerektiğini savunan ideoloji Kur’an-ı Kerim’deki devlet yönetimiyle ilgili ayetleri toptan reddeder. Halbuki Müslüman Allah’ın kitabındaki her ayete iman etmek zorundadır. Bu yüzden Allah’ın Kitabının ayetlerinin bir kısmını geçersiz kabul eden hiçbir beşeri ideolojiyi destekleyemez ve şiddetle reddeder. Laiklikte reddedilmesi gereken bu ideolojilerin başında gelmektedir. İslam dinine göre bir ayeti inkar edenin kafir olacağı kesindir. Aynı şekilde devlet yönetimiyle ilgili ayetleri te’vil bile etmeksizin inkar edenlerde kafirdir. Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz. Bu ideolojinin ne olduğunu bilen ve bilmesine rağmen o ideolojiye iman ederek, Onun hakim olması için mücadele veren insanların iman iddiaları asla geçerli değildir.

c) Allah için yapılması gereken ibadeti başkasına yapmak: Kur’an-ı Kerim’de “De ki:” Benim Namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah içindir.” “O’nun ortağı yoktur…” buyurulmuştur. Bu ayetten de anlaşıldığı gibi ibadet ancak Allah’a yapılır. İbadet olarak kabul edilebilecek olan secde yapmak, dua etmek…vb ameller asla Allah’tan başkası için yapılamaz. Bu yüzden, İslam inancında; Allah’tan başkasına kurban kesilmez, Allah’tan başkasına secde edilmez ve Allah’tan başkasından menfaati veya zararı dokunur diyerek yardım istenilmez. (Ölüden veya uzaktaki bir diriden)


Günümüzde, yukarıda belirttiğimiz temel esaslara dikkat etmeyen bazı tarikatlarda bile bile Allah’a şirk koşulmaktadır. Bu tarikatların mensuplarına yaptıklarının yanlış olduğu hatırlatıldığında şiddetle karşı çıkarak, yaptıkları işin Kur’an ve Sünnet’in yorumundan çıkarılan gerçekler(!) olduğunu ispatlamaya çalışmaktadırlar. Halbuki, bu insanların şirke götüren ve tevhidi bozan amelleri yaparken, ellerinde saçma sapan batıni yorumlar ve uydurulmuş hadislerden başka hiçbir dayanakları da yoktur. Dua konusunda gerekli olan tüm detay Kur’an’da açıklanmışken, onlar bu ayetlerden habersiz, “adamın biri “ “evliyanın biri “ benzeri hikayelerle amel etmeye devam etmekte ve Allah’tan değil de, ölmüş kişilerin ruhlarından medet beklemektedirler. Halbuki, tevhid inancının gereği olarak bir Müslüman ihtiyacını sadece Allah’tan istemelidir. İslam dininde, Müslüman’ın tevhid inancına aykırı hareket etmesi ve Allah’la arasına şirke götürecek aracılar koyması yasaklanmıştır. Ancak tarikatların birçoğunda, tevhid inancına tamamen zıt olan bu inanç “İşlerimizde sıkıştığınız zaman kabirdekilerden yardım isteyiniz” uydurma hadisi bahane edilerek yapılmaktadır. Bu davranış Kur’an-ı Kerim’e göre şirkten başka bir şey değildir. Çünkü, Kur’an-ı Kerim’de yardımın sadece Allah’tan istenilebileceği, duanın aciz varlıklara değil de sadece Allah’a yapılacağı ve duanın karşılığını Allah’ın verebileceği net olarak açıklanmıştır. Şimdi insanlar Allah’ın ayetlerine bakıp her şeye gücü yeten ve “Ol” dediğinde her şey olan Allah’tan mı isteyecek, yoksa uydurma hadisler ve sapık tarikatçıların sözlerine bakarak ölmüş ve kendisine bile yardım edemeyecek aciz insanlardan mı? Bir Müslümanın buna cevabı elbette Allah iken, yukarıdaki görüşü savunan sapık tarikatçının cevabı “Aracı bir kişi olmadan nasıl Valinin karşısına çıkıp bir şey isteyemezsen, yine aracı olmadan da Allah’tan yardım isteyemezsin.” Olmaktadır. Tevhid inancına tamamen zıt hareket eden bu insanları Kur’an ayetlerini göstererek uyarmaya kalktığımızda da genellikle başarılı olamıyoruz. Bununda sebebi, onların şeyhin anlattığı hikaye ve kerametlerden başka delillere(!) duyarsız kalmalarıdır. Ancak şunu da hemen belirtelim ki, Allah’ın ayetleri karşısında duyarsız olan bu insanlar ölmüş evliyalara(!) yapılan eleştirilere şiddetle karşı çıkmaktadırlar. Bu insanlar tevhidi bozan bu amelleri yaparken, bu ameller karşısında birçok hocaefendi sessiz kalmakta ve zaman içerisinde bu bozuk inancın insanlar tarafından benimsenmesine adeta dolaylı destek olmaktadırlar. Bize göre, bu tür şirkler sahibini İslam dininden çıkaran büyük şirklerdir. Bu yüzden bu tür şirke bulaşmış olan insanları Kur’an ayetleriyle uyarmaya devam etmeliyiz. Evliya hikayeleriyle uyutulan ve avutulan cahil müritlerin Kur’an ayetleriyle tanışmasını sağlamak bizim görevimizdir. Eğer biz, insanlardan korkarak bu gerçekleri açıklamazsak, onlar, Kur’an-ı Kerim’deki ayetlere rağmen duada, sevgide, İlimde ve tasarrufta Allah’a ortak koşmaya devam edeceklerdir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Kur'an-ı Kerim
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» KURANIN İNDİRİLİŞ NEDENLERİ

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
HaYaL SoKaĞı :: İslam Dini :: Kur'an-ı Kerim-
Buraya geçin: