HaYaL SoKaĞı

En Güzel Paylaşımın Adresi...
 
OyunAnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Karabasan

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
yekta
Yüzbaşı
Yüzbaşı


Erkek
Mesaj Sayısı : 204
Yaş : 20
Nerelisin GENÇ : ankara
Hobin nedir : KİTAP OKUMAK
Ruh Hali :
Takım :
Meslek : ÖĞRENCİ
Beğenirlik : 0
Rep : 0
Kayıt tarihi : 02/10/08

MesajKonu: Geri: Karabasan   C.tesi 04 Ekim 2008, 00:37

Ahmet, elinde valizi şosede otobüsten inmişti,

bundan sonra köyüne yayan gidecekti...Gökte

yıldızlar, sanki gülüyordu delikanlıya, ne çok yıldız

vardı, "askerlik bitti Dudu, çok şükür az sonra

sana kavuşacağım !"diye geçirdi içinden. Yürüyordu

yolu... Ekim ayının serin bir gecesiydi, bozkır ucu

bucağı belli olmayan boz kır,önünde uzayıp gidi-

yordu. Çocukluğu aklına geldi birden, yaz geceleri

anası ile babası odalarında yatarken, o kız

kardeşleri ile damda yatardı. Yer yataklarında

gece yarılarına kadar kikir kikir gülerek, kendi ara-

larında şakalaşırlardı...En ilginci de gökteki, yıldızı

aralarında paylaşırlardı...Ahmet, sabaha karşı

görünen en parlak yıldız olan demir kazık

"çoban yıldızını severdi" ...

Yolun kenarında, biçilen ekin tarlaları görünü

yordu...Harman sonu, düğün gününü kararlaştırmış-

lardı, Dudu'nun babası ile kendi babası.

Babası, "Sağılacakla teskereni al gel, düğününü

yapalım oğlum!"diye mektup yazmıştı. Trene biner-

ken, kuracağı yuvanın düşünü kuruyordu..Konpart

manda, yaşlı bir adamla, genç bir kadın vardı..

"Oğul, pek dalgınsın, dikkat ettim, yüzün hiç

gülmüyor, bir sıkıntın mı var ?"diye sormuştu yaşlı

adam. Gülümsemişti, " teskeremi aldım, vatan bor-

cunu yapıp köyüme sevdiklerime dönüyorum

amca !" diye cevap vermişti..Adam, "nerelisin ?"

diye sormuştu. Köyünün adını söylemişti...

Tren birkaç istasyonda durmuş, inenler, binenler

olmuştu...Yol yorgunluğunun üstüne uyku da

bastırmıştı. Trenin sarsıntılı sesi, arada bir çalan

düdüğü, askere giderken, kendisi gibi son tertip

olan asker adaylarının, kiminin neşeli kiminin yakın

larının gelmemesi nedeniyle buruk olmasını anım-

sadı, gülümsedi, "Ahmet efendi ! askerlik bitti

köyündesin işte..!"diye söylendi kendi kendine...

Annesi ile babası, bacıları kim bilir nasıl şaşıracak-

lardı...Tezkere gününü , yazmamıştı babasına

Süpriz yapacaktı ! Dudu, yeşil gözlü, yay kaşlı

yavuklusu karşısında görünce kimbilir nasıl sevi-

necekti...Yanıklar köyünde, şimdiye kadar böyle

düğün ne gördük ne de yaşadık !Aşkolsun

Ahmet'lere diyeceklerdi...

Köyün mezarlığına gelmişti. Taşlarla çevrili

mezarlığın yanından geçerken içi ürpermişti

nedense...Oysa, askerlikte, nöbet tutarken, karşıda

mezarlık vardı, her gün, bu mezarlığa cenaze

arabasıyla, erkek ,kadın, çocuk, yaşllı her dinden

her mezhepten cenaze geliyordu. Müslüman mezarı

hemen belli oluyordu.. Mezar taşının üstünde ay

ve yıldız, ölenin adı soyadı, cinsiyeti , doğum

ve ölüm tarihi, baba adı, memleketi yazılıydı...

Mezarlığı geçmişti ki, arkadan sinsice yaklaşan

bir tilki bacağını ıssırdı. " Vay namussuz hayvan !"

diye tilkiye yerden bir taş alıp attı, tilki çoktan

karşıya geçip mezarlığa girmişti...

Köye, girdiğinde, gecenin bi yarısı olmuştu.

Köy derin uykudaydı...Işıklar sönmüş, gök yüzünde

testekerlek bir ay vardı, hava açıktı. Ayak sesine

köyden birkaç köpek havladı...

* * * *

Avlu kapısından girdi, dut ağacına zincirle

bağlı, kara kıllı, kulakları kesik bir köpek, sahibini

tanımadığından , zinciri koparmak için yırtınırken

Osman efendi, ayak yoluna çıkmak için, taş merdi

venden iniyordı ki karşısında valizli, uzun boylu

sırtında goçuk, Ahmet'i birden karşısında görünce

tanıyamadı, "hayırdır inşallah ! Bu eli valizli kim

bu gece vakti gelen !" diye söylendi...Ahmet,

gülümseyerek, ay ışığında, balmumu gibi sarı yüzlü

babasına baktı." Baba!beni tanımadın mı ?"dedi.

" Ben Ahmet !" Adam, " Amet, oğlum !" diye sesi

titredi.."Hayır mı oğlum ? Gece vakti insan gelir mi?

Gündüz gelir insan, haydi yukarı çık, ben de

su döküyüm geliyom "

Ahmet , babasının açık bıraktığı kapıdan girdi..

Osman efendi, etrafı taşla çevrili yüz numaraya

oturarak büyük aptestini yaptı, sonra, naylon

ıbrıktan su dökerek k.... yıkadı, sonra yerden

sabunluktan el sabununu alarak, ellerini yıkadı

şalvarını yukarı çekerek, merdivenden eve çıktı.

Ahmet, elindeki valizi, kapı girişine koydu.

Sonra babasının eline geldi, yaşı adam, oğlunun

yüzünü öptü. Delikanlı, "Anamla,bacılarımı uyandır

ma baba !"dedi.."Sabah olsun, görüşürüm..."

Yaşlı adam, "yol yorgunusun oğul, yatağını

yapsınlar da yat !" dedi..

"Baba sen rahatına bak ! Ben şu sedire

uzanırım...!" dedi..

Osman Efendi, bir battaniye getirdi.

"Uyuyanın üstüne kar yağarmış, şunu üstüne ört

Ahmet, yastığa başını koyar koymaz uyudu

* * * *

O sabah, erkenden uyanan Ahmet, ocakta

süt kaynatan annesinin elini öptü..Yaşlı kadın,

sevinçten gözleri doldu geldi..Sarıldı oğluna.

"Ana...Anacığım nasılsın ? Hastalığın nasıl oldu ?"

dedi . Yaşlı kadın, "yaşlandık gayri oğul...! Baban

şeere götürdü, doktura gösterdi, şu kırmızı hapları

verdi, kullanalı dizimin ağrısı azaldı !"dedi..

Sabah namazını kılan Osman efendi, karısına

" süt piştiyse, Amet'e koy da içisin !" dedi..

Delikanlı, "Eee...siz de ne var ne yok ?"dedi..

Yaşlı adam, " Biz iyiyiz oğul, maşallah eskerlik

sana yaramış...! Ne o ? Çorabı niye çıkardın ?"

"Evde kolanya var mı ? Namussuz tiki ıssırdı.."

dedi..Yaşlı adam, "durup dururken tilki ıssırmaz

oğul...Doktora gitsen iyi olur...!"

Ahmet, güldü, "tilkinin ısırığından ne olacak

baba! Alt tarafı bir sıyrık ..."

Keziban, ağabeyisine sarıldı, öptü. Ahmet

gülerek, "kız büyümüşsün , hem de güzelleşmişsin

dedi..Kızın yüzü kızarmıştı. Sonra, "Dudunun haberi

yok ! Git geldiğimi haber ver, ben de yarın

giderim !"dedi..

* * * *
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
yekta
Yüzbaşı
Yüzbaşı


Erkek
Mesaj Sayısı : 204
Yaş : 20
Nerelisin GENÇ : ankara
Hobin nedir : KİTAP OKUMAK
Ruh Hali :
Takım :
Meslek : ÖĞRENCİ
Beğenirlik : 0
Rep : 0
Kayıt tarihi : 02/10/08

MesajKonu: Geri: Karabasan   C.tesi 04 Ekim 2008, 00:36


Hikayeler
Hikaye Ekle
Asker hikayeleri
Aşk Hikayeleri
Aşk öyküleri
Başarı hikayeleri
Bilim kurgu hikayeleri
Çocuk Hikayeleri
Çocuk öyküleri
Diğer Hikayeler
Dini Hikayeler
Dostluk Hikayeleri
Dostluk öyküleri
Duygusal hikayeler
Edebi Hikayeler
Gerçek Hikayeler
ilginç hikayeler
Komik Hikayeler
Korku hikayeleri
Kısa hikayeler
Mektuplar
Romantik hikayeler
Sevgi Hikayeleri
Tarihi hikayeler
Tatil hikayeleri
Türkü Hikayeleri
Yarış hikayeleri
Yaşanmış hikayeler
MEZARDAN UZANAN EL - 1

Serdar
on iki yaşındaydı. Bir yıl vardı ki, mahalle arkadaşlarıyla şehir
dışındaki top sahasında maç yapmaya gidiyorlardı. Birkaç günde bir
öğleden sonra maç yapmaya giderken ağaçlıktan dolanıp top sahasına
varıyorlardı. Aslında kestirmeden gitmek vardı ya o zaman da
mezarlıktan geçmek gerekiyordu. Bu işe de pek istekli olan yoktu. Bazen
maç uzuyor, karanlığa kalıyorlardı. Çocuklar evlerine geç kalmamak
için, böyle durumlarda mezarlıktan geçiverelim diye maç bitiminde atıp
tutuyorlardı ama mezarlık kapısına gelindiğinde sesler kesiliyordu.

Bir iki derken bu durum bir akşamüstü yine karanlığa kalınmıştı. Maç
çok uzamış ve epey geç olmuştu. Dönüşü yok mutlaka mezarlıktan
geçiyoruz diyenler yine mezarlık kapısına gelindiğinde susmuştu. Serdar
duruma el koymak ihtiyacını hissetmişti. � Arkadaşlar, arkamda tek sıra
olun. Ben sizi mezarlıktan geçiririm � dedi ve arkadaşlarının arkasında
tek sıra olmasını sağladı. Hafif ay ışığı vardı ve kesme taşlardan
yapılmış mezarlık içindeki dar yolu aydınlatıyordu. Etraf zifiri
karanlıktı. Çocuklar sessizce Serdar�ın peşi sıra ilerlediler. Yolun
yarısına gelinmişti ki yan taraftaki mezarlıktan bir el uzandı. � Tut
elimi, benim elimi tut � diyordu derinden gelen bir ses. Serdar
irkildi. Yüreği ağzına gelecekmiş gibi oldu. Çok korktu. Arkasına
baktı. Kimse yoktu. Hani arkadaşları neredeydi? Gerisin geriye dönüp
kaçmaya başladı. Hızla mezarlıktan çıktı. Hedefi top sahasıydı. Oraya
ulaşmak istiyordu. İki kere arkasına da bakmıştı. Gördükleri tarifi
imkansız şeylerdi. Peşinde ölüler vardı.

Serdar top sahasına vardığında bugünkü maçta gol attığı kalenin içine
yattı. Arkasında kalenin filesi vardı. Uzanıp tutmaya çalışan olursa
fark ederdi. Tehlike gelse gelse önden gelirdi. Böyle bir şey olursa o
zamanda ona göre davranırdı. Serdar kalenin içine girdiği andan
itibaren peşindekilerin kaybolduğunu anladı. Yine de her an tetikteydi.
Gözleri dört bir yana fır dönüyordu. Serdar o gece sabaha kadar uyanık
bekledi. Güneşin doğuşunu görmek kimseyi Serdar kadar sevindiremezdi.
Derin bir oh çekti ve gerisin geri dönüp mezarlıktan geçerek evine
vardı. O el uzanan mezar sessizliğin sesini dinliyordu. Bir hareket
yoktu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
yekta
Yüzbaşı
Yüzbaşı


Erkek
Mesaj Sayısı : 204
Yaş : 20
Nerelisin GENÇ : ankara
Hobin nedir : KİTAP OKUMAK
Ruh Hali :
Takım :
Meslek : ÖĞRENCİ
Beğenirlik : 0
Rep : 0
Kayıt tarihi : 02/10/08

MesajKonu: Geri: Karabasan   C.tesi 04 Ekim 2008, 00:35

yurttaki 3 harfli

biz
iki arkdaş bi akşam yurtta "yat" saati geldi ve nerkes uyudu biz
uyumadık sonra tuvaletten esrarengiz bir ses geldi "kurtarın
beni"diye.hemen koştuk ve bi arkadaşımız bağırıyor meğerse arkadaşımız
kabız olmuş Smile
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
yekta
Yüzbaşı
Yüzbaşı


Erkek
Mesaj Sayısı : 204
Yaş : 20
Nerelisin GENÇ : ankara
Hobin nedir : KİTAP OKUMAK
Ruh Hali :
Takım :
Meslek : ÖĞRENCİ
Beğenirlik : 0
Rep : 0
Kayıt tarihi : 02/10/08

MesajKonu: Geri: Karabasan   C.tesi 04 Ekim 2008, 00:34

Korkutucu bir sessizlik evi sarmıştı. Kadın ürkek adımlarla odadan
odaya dolaşıyordu. Bir şey arıyordu ama peşinde dolaşan gölgeden
habersizdi. Kadın aradığını bulmaktan ümidini kesmiş ve
yorgun bir halde, pencere kenarındaki sandalyeye oturdu, dışarı bakmaya
başladı. Peşinde dolaşan adam, kadının oturduğunu görünce saklandığı
yerden çıktı. Ses yapmamaya çalışarak sırtı kendisine
dönük kadına yaklaşmaya başladı. Kadına iyice yaklaşınca yakalamak
ister gibi ellerini kadının boynuna doğru uzatır. . . o anda kadın ani
bir hisle geri döner, adam hiç vakit geçirmeden atılır, kadının sırtına
vurur ve bağırır; " -Ebe ebe. " ve kaçmaya başlar.
* * * *
Adam yorgun argın koltuğa oturur; "-Tamam pes, sen kazandın, öldüm yorgunluktan. Saat kaç ?"
Kadın sakin sakin cevap verir; "-Saat 10. "
Adam "-10' mu iyi. "dedikten sonra birden bir şey hatırlayıp telaşlanır
; "-Ne !. . Olamaz. Paketleri bu gece yarısındaki uçağa yetiştiremezsem
mahfoldum demektir, kesin kovulurum. "
-Ama sen karanlıktan korkarsın, fobin var.
-Bunu düşünmeye şimdi vaktim yok, kovulduğum zaman bol bol düşünürüm. Çabuk çabuk içeri odaya koyduğum paketleri getir.
Adam paketleri alıp, koşarak dışarı çıktı. Dışarı çıkar çıkmaz bir an
tereddüt etti, karanlık fobisi onu geriye dönmesi için zorladı ama
çaresizdi, devam etti yoluna.
* * * *
Adam elinde bir kaç paketle sakin sakin yürüyordu. Birden bulutlar
çoğalıp ayı kapatmaya, karanlığı artırmaya başladı. Adam karanlıktan
korktuğunu belli eder şekilde adımlarını sıklaştırdı, yürürken sürekli
çevresine bakınmaya başladı.
Adam ürpertiyle, kararan göğe bakarken bir merdivenin altından geçti.
bunu uğursuzluk sayardı, korktu uzaklaşırken tekrar tekrar altından
geçtiği merdivene baktı.
Korkusunu yenmek için ıslık çalmaya başladı ama ölüm marşını çaldığını
farkedince sustu. Neşeli bir melodi hatırlamaya çalışırken önünden bir
karakedi geçti. Hemen durdu, endişeyle
çevreye baktı, sonra tekrar yürümeye başladıBu kez ürkek adımlarla
yürüyor ve sürekli sağa sola bakıp bir tehlike olup olmadığını kontrol
ediyordu.
Bir köşeden iki adam çıkıp onun peşi sıra yürümeye başladı. Gece
serindi ama adam yanaklarına doğru soğuk terlerin boşaldığını hissetti.
Bir sonraki köşede peşindeki iki adama bir
adamın daha katıldı. Diğer iki adama boğuk bir sesle sordu ; "-saat kaç
?. "En iri yarı olanı ; "-10. 30. " dedi. Yeni gelen "-Vakit
kaybetmeyelim, çabuk olalım. " dedi.
Adam arkadan gelen üç kişinin konuştuklarını duyunca hızlandı. Ayak
seslerinden arkadakilerin de hızlandığını anladı, korkuyla titredi.
Yeni gelen adamın sesini tekrar duydu ; "-haydi biraz hızlanın. "
Adam yorgundu ama peşindekiler hızlanınca o da hızlandı, korkusuiyice
arttı, peşindeydiler, yetişmek üzereydiler telaşlandı elindeki
paketlerden biri düştü. Can derdine düşmüştü, paketi almak için
duraklamadı bile.
Arkadan tekrar bir ses duydu ; "-Yetişemeyeceğiz koşalım. "
Adam da koştu koştu, paketlerden biri daha düştü, kan ter içinde
kalmıştı. Mesafeyi biraz açmıştı ama yorgunluktan bitmişti. Paketlerden
biri eksik olunca diğerlerinin önemi olmadığını düşündü, artık işten
kovulmak filan önemsizdi, daha hızlı koşmak için elinde kalan paketleri
de fırlatıp attı ve koşmaya devam etti. Fakat birden ayağı bir taşa
takılıp düştü, dehşete kapıldı. Üç adam koşarak geliyordu. Kalkmaya
çalıştı ama telaştan tekrar düştü. Üç adam yetişmişti, kaçamayacağını
anlamıştı. Korkuyla gelenlerin yüzlerine baktı, yüzlerinde insaftan
eser göremeyince, ümitsizce acı bir çığlık attı.
Adamlar garipseyerek ona baktılar sonra aynı boğuk sesi duydu ;
-"Sarhoş galiba. " diğeri devam etti; "-Boş ver onunla oyalanacak
vaktimiz yok, nerdeyse başlayacak Galatasaray-Monako maçı. " "-Ne
dersin deplasmanda yenebilir mi ? Rakip nede olsa Avrupa takımı. "
Üç adam maçı tartışarak koşup gittiler. Onlar gidince yerdeki adam yarı
şaşkın yarı sevinçli ayağa kalktı. Bir süre hızlı nefes alışlarla
adamların peşisıra baktı, heyacanını yatıştırmaya
çalıştı, alnındaki terleri sildi.
Sendeleyerek ara sokaklardan birine daldı. Ana caddelerde yine birileriyle karşılaşmaktan korkmuştu.
* * * *
Ay hafifçe bulutların arasından sıyrıldı. Adam loş sokaklarda evlerin
gölgesine sığınarak yürümeye başladı. Bir evin duvarına nerdeyse
sürünerek giderken kararlı, sert bir sesle olduğu yerde kaldı ;
-Dur!. .
Sesin nereden geldiğini anlayamamıştı, aynı ses bu kez öfkeli bir tonla haykırdı ;
-Kaldır ellerini
Titreyerek kaldırdı ellerini
-Ya paranı ya canını.
Telaşla ceplerini aramaya başladı, bir türlü cüzdanını bulamıyordu.
Demek paranı vermeyeceksin
Korkuyla araştırırken iç cebinde buldu cüzdanı, çıkarmaya çalışırken aynı sesi duydu
-Öyleyse geber
Cüzdanı çıkardı ama geç kalmıştı, iki el silah sesi duydu, ayaklarının bağının çözüldüğünü hissetti, yere yığıldı.
Aynı ses bir kahkaha attı ama kahkahası bir çıt sesiyle kesildi. Yere
yığılan adamın bulunduğu evin penceresinden bir ses geldi ;
-Hanım yine gangster filmi varmış, kapattım televizyonu.
Adam yığıldığı yerden bir yarası olup olmadığını kontrol ederek kalktı,
sapasağlamdı, bir"-ohh!. . "çekti, üstünü başını çırpıp yeniden
yürümeye başladı.
* * * *

Henüz iki sokak geçmiştiki birden yerde dev bir köpek gölgesi
gördü, sallana sallana yaklaşıyordu. Her an köşeyi dönüp karşısına
çıkabilirdi. Sağına soluna baktı, kaçabileceği yer yoktu. Kaçmayı
denese bile başaramayacağını düşündü, korkusu arttı ama yine de kaçmaya
başladı. O anda da köpeğin köşeyi döndüğünü gördü. Birden şaşkınlıkla
durdu; gölgesi kocaman olan köpek küçük bir yavruydu.
Adam kendisine ecel terleri döktüren bu yavru köpeğe öfkeyle bir tekme
savurdu, tekmesi isabet etmedi. Yavru köpek havlayarak kaçtı. Yavru
köpeğin kaçtığı taraftan onun annesi olduğu anlaşılan iri yarı bir
köpek çıkarak adamı kovalamaya başladı. Bir süre kovaladıktan sonra
adamın peşini bırakıp yavrusunun yanına döndü.
Köpeğin döndüğünü görmeyen adam kaçmaya devam ediyordu.
Adam yorulana kadar koştu. Köpeğin, peşini bıraktığını anlayınca oturup nefeslendi.
* * * *
Adam bu kez de ara sokakların karanlığından korkmuştu. Hemen ana
caddeye yöneldi, yürümeye başladı. Tam bir polisin yanından geçiyordu
ki, ilerdeki sokak lambasının altında dikilen bir kıza iri yarı bir
adamın saldırdığını gördü. Polis o taraftan geliyordu. Fakat polisin
hareketlerinde bir telaş yoktu. Adam şaşkınlık içinde olaya bakarken,
kız adamın elinden kurtulup çantasından bir silah çıkarmayı başardı.
Saldırgan tekrar atıldı kızın silah tutan elini
bileğinden yakaladı. Kuvvetli bir iki silkeleyişle kızın elindeki
silahı fırlattı. Silah polisle adamın yanına kadar savrulmuştu.
Adam korkudan kısılmış bir sesle polise seslendi ;
-Yardım etsenize.
Polis alaylı bir şekilde güldü ;
-Yardıma gerek yok, o tek başına da kızı öldürebilir.
Polis daha sonra adamın şaşkın bakışları arasında yürüyüp gitti.
Adamın şaşkınlığı sürerken, kız saldırganın bir tokatıyla yere
yuvarlandı. Saldırgan yerdeki kızın üstüne giderken belinden bir bıçak
çıkardı. Onları seyreden adam kızın korku içinde attığı
çığlıkla kendine geldi, ayaklarının dibine düşmüş olan aldı ve kızı öldürmek üzere olan saldırgana çevirdi, tetiğe bastı. . .
Saldırgan, hiç bir şey olmamış gibi ayakta duruyor, şaşkın ona
bakıyordu. Adam bir daha ateş etti, bir daha bir daha. Kurşunu bitmişti
ama saldırgana bir şey olmamıştı. Üstelik elindeki
bıçakla öfkeli bir şekilde üzerine geliyordu. Yerdeki kız ise oturmuş
rahat bir vaziyette onları seyrediyordu. Eli bıçaklı adam karşısına
gelince kanlı dişlerini göstererek bağırmaya başladı.
Ne söylediği anlaşılmıyordu ama öfkesi gözlerinden okunuyordu. Adam
vampirlere inanmıyordu ama karşısındaki adamın kanlı, koca koca
dişlerini görünce dizleri tutmadı olduğu yere yığıldı.
Saldırgan uzandı elindeki silahı aldı, ağzından kanlı dişleri çıkardıktan sonra bu kez anlaşılır bir sesle bağırdı ;
-Ne yaptığını sanıyorsun sen, şurda rahatça bir film çeviremeyecek
miyiz ? Üstelik tabancadaki tüm kurusıkıları harcamışsın!. .
Filmi çeken diğer adamlarda köşeyi dönüp gelmiş adama bağırmaya
başlamışlardı, adam ayağa kalktı, topuğunun üstünde geriye döndü, silah
sesini duyup gelen az önceki polisin bıyık
altından gülerek kendisine baktığını görünce başıyla selam verdi,
yanından geçip sakince yürümeye başladı, filmciler hala arkasından
bağrışıyordu.
Adam başka bir caddeye dönünce, ağzıyla rüzgar uğultusunu andıran
korkunç bir ses çıkarmaya başladı, duvara dayalı bir merdivenin
altından geçti, önünden geçen kara kediye tekme attı,
karşısına çıkan bir köpeği korkuttu. Yanından geçtiği çocuk parkına
girdi, kaydıraçtan kaydı, parktan çıkarken gördüğü sarhoşun yanından
sallanarak geçerken seslendi ; "-İyi geceler hık. . .
birader hık. . . " diye, sarhoş taklidi yaptıktan sonra caddeye çıktı,
bir şarkıyı ıslıkla çalarak, neşeli adımlarla, kah zıplayıp, kah
oynayarak evine doğru yürümeye başladı.

Ahmet Ünal ÇAM
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
yekta
Yüzbaşı
Yüzbaşı


Erkek
Mesaj Sayısı : 204
Yaş : 20
Nerelisin GENÇ : ankara
Hobin nedir : KİTAP OKUMAK
Ruh Hali :
Takım :
Meslek : ÖĞRENCİ
Beğenirlik : 0
Rep : 0
Kayıt tarihi : 02/10/08

MesajKonu: Geri: Karabasan   C.tesi 04 Ekim 2008, 00:33

bundan kaç sene önce bizim orda 5 kız kardeş yaşardı
bu kız kardeşlerin ne anneleri nede babaları vardı bunlar bigün uyurken
soba zeyirlenmesinden öldüler bunun üzerine bikaç sene geçti bu kız
kardeşlerin evlerinde bi degişşikler olmaya başladı bu evde bizim
tarlanın yanındaki tarlada annem bi gün biber ekerken bahceye bu evden
garip sesler gelmeya başlamış annem korkmuş ve kazmayı elindenatmış ve
bagırmaya başlamış ve mahale dekiler gelmiş eve bakmışlarki o 5 kız
kardeş evde kuran okuyorlarmış ordakiler o ölen 5 kız kardeşi görünce
kaçmışlar ve bidaha o eve giren olmadı çünkü o 5 kız kardeşler eve
kimseyi sokmuyorlarmış
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Charissma
Maraşal
 Maraşal
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 537
Yaş : 28
Nerelisin GENÇ : Ankara
Hobin nedir : futbol, basketbol, voleybol oynamak ve ders çalışmak
Adı : yok
Ruh Hali :
Takım :
Meslek : Öğrenci
Müzik Türü :
Sanal Hayvan :
En Sevdiği İş :
Beğenirlik : 4
Rep : 681
Kayıt tarihi : 05/08/08

MesajKonu: Karabasan   Cuma 03 Ekim 2008, 16:42

Karabasan

Hikayeleri okuyunca biraz etkilendim birazda tebessüm ettim... başıma gelen bu olayı kime anlatıysam yarısı inandı yarısıda olamaz öyle şey dedi yoru hakkı sisze ait tabii..

2004'ün temmuz ayı günlerden cuma annem ve babam kütahya da ki abim yanına gitmişlerdi evde kimse yoktu ve haliyle aklıma bin bir türlü şeyler geliyodu. sebze ve meyve toptancılığı yaptığımız için bursa ya çarşamba günü gitmiş cuma günü ise geri dönüyordum. Başıma bir kaç kez karabasan geldiği için artık alışmıştım ne biliyim arabanın içinde bile bana geliyodu artık. cuma günü eve geldiğimde saat 23":30 civarıydı yatağıma girip uyuma çalışırken birden olduğum yere sızdım. ve derken o uyku esnasında kapı gıcırtısı geldi yattığım yerden kalkamadım ve sanırım bizimkiler geldi dedim.
sonra mutfaktan tava tencere sesi geldi ve yattığım odanın kapısı yarım kapalıydı ve kapı birden yavaşca açıldı fakat benim üstümde bir ağırlık vardı ve bir türlü kalkamıyordum. odaya girdi üzerimde ki örtüyü yavaşca kaldırdı ve bir diziyle üstüme bastırdı ve ağzımı kapamaya çalıştı o an aşırı bir korku ve telaş vardı bende. ağzım san ki düğümlendi hiç birşey yapamıyordum. ve allah'a dua etmeye başladım sonra kelime-i şahadet getirdim e üzerimden yavaşca kalktı o karabasan kalkar kalmaz bende ayaga kaltım iki elim öne doğru uzatıp yakalamaya çalıştım sonra evde ki telefonluğun altına doğru sıkıştırdım telefonluğun ayansından ayın ışığı yansıyordu birden kafamı kaldırıp aynaya baktım kendimi göremedim kafamı geriye çevirip baktım ve bedenim ilk yattığım şakilde duruyordu o an içime öyle bir krku ve heyecan sardı ki ne pacağımı şaşırmıştım...
sonra bedenimin içine tekrar giridim Allah'a tekrar dua ettim karabasan geldi üzerimden sıyırmış olduğu örtüyü iki eliyle tutu havaya kadırıdı(kaldırıdğı esna da kolları ve bedeni uzadı nerdeyse tavana çarpacak duruma geldi)üstümü örttü ve geldiği gibi odanın kapısını yavaşca kapadı sonra tekrar mutfaktan yine tava tencere sesi geldi en son dış kapı sesi gırtısı geldi ve gitti.
karabasan gider gitmez ben yattığım yataktan kalktım ve saate bahtım saat tam 00:30 u gösteriyodu afallamıştım oturdum 3 kulfü 1 fatiha okuyup yattım ama yatana kadar da en bi 2 saat geçti...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://genclerkulubu.yetkinforum.com
 
Karabasan
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
HaYaL SoKaĞı :: Korku Bölümü (+15) :: Korkuç Yazılar-
Buraya geçin: