HaYaL SoKaĞı

En Güzel Paylaşımın Adresi...
 
OyunAnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 genel saglık

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
hezarfen
Maraşal
 Maraşal
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 329
Yaş : 22
Nerelisin GENÇ : sivas
Hobin nedir : kitap okumak,voleybol oynamak,futbal ooynamak gibi
Adı : dolunay
Ruh Hali :
Takım :
Müzik Türü :
Sanal Hayvan :
En Sevdiği İş :
Beğenirlik : 6
Rep : 211
Kayıt tarihi : 06/08/08

MesajKonu: genel saglık   Perş. 09 Ekim 2008, 21:12

GRİP
Salgın halinde ortaya çıkan; değişik karekterde virüsler tarafından oluşturulan bir solunum yolları hastalığıdır. Grip virüslerinin devamlı karekter değiştirmeleri sebebiyle tesirli bir aşısı veya serumu yapılamamaktadır. Mikropların vücuda girmesinden birkaç gün sonra hastalık kendisini belli eder.
Belirtileri:
* Ateş, halsizlik, eklemlerde ağrı ve hastalık duygusu ile başlar.
* Göz yuvalarında ve alında ağrı yapar.
* Öksürük, burun akıntısı, boğazda ağrı, hastalığın yerleştiğini gösteren kesin belirtilerdir.
* Üç-dört gün sonra ateş düşer ve hastalık belirtileri hafifler.
Ne Yapmalı?
* Hastalık belirtileri şiddetli olduğu takdirde doktora müracaat ediniz. Gribe doğrudan tesir eden bir ilaç olmamakla birlikte; öksürük, ateş ve muhtemel yan tesirleri için ilaç tedavisi gerekebilecektir.
* Hasta gribi atlatıncaya kadar yatakta istirahat ettirilmeli; bol vitaminli yiyecekler ve meyve suları verilmelidir.
DİKKAT: Ağır geçmesi halinde ortakulak iltihabı, karın zan iltihabı, bronşit, akciğer zarı iltihabı, beyin ve sinir sistemi iltihapları yapabilmektedir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://genclerkulubu.yetkinforum.com/
hezarfen
Maraşal
 Maraşal
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 329
Yaş : 22
Nerelisin GENÇ : sivas
Hobin nedir : kitap okumak,voleybol oynamak,futbal ooynamak gibi
Adı : dolunay
Ruh Hali :
Takım :
Müzik Türü :
Sanal Hayvan :
En Sevdiği İş :
Beğenirlik : 6
Rep : 211
Kayıt tarihi : 06/08/08

MesajKonu: Geri: genel saglık   Perş. 09 Ekim 2008, 21:13

TİFO (KARA HUMMA)
Genellikle yaz ve sonbahar aylarında salgın halinde ortaya çıkar. İçme suları ve yiyeceklerle bulaşır. Vücuda girdikten sonra bağırsağın alt bölümlerinden lenf bezlerine geçen tifo bakterileri, oradan da lenf yolları ve kan damarları vasıtasi ile bütün organlara yayılırlar. Hızla üreyen bakteriler safra kesesi yoluyla dışkıya; böbrek yolu ile de idrara karışarak dışarı çıkarlar ve salgınlara sebep olurlar.
Belirtileri:
* Baş ağrısı, iştahsızlık, halsizlik, kabızlık veya ishal şeklinde ilk belirtilerini verir. Bu arada burun kanaması da görülür.
* Asıl tehlike işaretleri ikinci hafta ortaya çıkar. Dil paslanır. Yüksek ateş, aşırı kabızlık veya ishal vardır. Vücudu saran pembe lekeler de buna eşlik eder.
* Lekeler iki gün içinde solar. Ancak, hemen sonra tekrar ortaya çıkarlar.
* Dilin kenarları ve yanaklar kızarır.
* Dilin tam ortasında paslı bir leke vardır.
* Hastalık ilerledikçe dil kirli sarı bir renk alır.
* Üçüncü hafta karın şişer ve gerilir. Karın içinden gürültülü sesler gelir.
* Dördüncü hafta barsak kanamaları görülür.
* Yüksek ateşe rağmen terleme olmaz. Nabız ise yavaştır.
DİKKAT: Nabzın birden bire hızlanması tehlikeli kanamalar olduğuna işarettir. Tedavi edilmeyen tifo vakalarında bronşit ve bademcik iltihabı da görülür. Direnci az, zayıf bünyelerde tifo bakterilerinin salgıladığı zehirler beyni, kalbi, sinir sistemini, böbrekleri, safra kesesini ve karaciğeri etkilerler. En tehlikeli yan etkileri kalp ve böbreklerde görülür.
Ne Yapmalı?
* Temizliğe çok dikkat ediniz.
* Salgın halinde tifo görüldüğü zaman aşı yaptırınız. Tifo aşısı bir haftada üç defa tekrarlanarak verilir. Bir sene müddetle vücuda bağışıklık kazandırır. Aşılanmış kişiler tifoyu çok hafif atlatırlar. Bir sene sonra aşının tekrarlanmağı (yine haftada üç sefer) gerekir.
* Aile üyelerinin birinde tifo belirtileri başlayınca mutlaka doktora gösterilmeli, tıbbî tedavi uygulanması sağlanmalıdır. Tedaviye ne kadar erken başlanırsı, hastalık o kadar kolay atlatılır.
* Tifolu hasta diğer aile üyelerinden ayrı bir odada yatırılmalı; kullandığı eşyalar dezenfekte edilmelidir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://genclerkulubu.yetkinforum.com/
hezarfen
Maraşal
 Maraşal
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 329
Yaş : 22
Nerelisin GENÇ : sivas
Hobin nedir : kitap okumak,voleybol oynamak,futbal ooynamak gibi
Adı : dolunay
Ruh Hali :
Takım :
Müzik Türü :
Sanal Hayvan :
En Sevdiği İş :
Beğenirlik : 6
Rep : 211
Kayıt tarihi : 06/08/08

MesajKonu: Geri: genel saglık   Perş. 09 Ekim 2008, 21:14

SARILIK
Ölmüş alyuvarlarda hemoglobinin yıkıma uğraması sonucu içindeki boya maddesi olan "bilirübin" açığa çıkar. Açığa çıkan bilirübin vücuttan dışarı atılamadığı taktirde deri ve doku aralarında birikerek "sarılık" dediğimiz hastalığa yol açar. Üç tip yaygın sarılık vardır: Hemolitik, obstrüktif ve hepatik sarılık.
Hemolitik Sarılık: Alyuvarların yıkımı sonucu ortaya çıkan "bilirübin" tümüyle karaciğer tarafından bağırsaklara atılamaz ise; fazla bilirübin kana karışarak deri ve dokularda birikme yapar.
Belirtileri:
* Dışkının rengi koyu; fakat idrarın rengi normaldir.
* Deri ve dokuların rengi sararır.
Obstrüktif Sarılık:
Safra yollarının, safra taşı, tümör v.b. gibi sebeplerle tıkanması sonucu safra bağırsağa atılacağı yerde kan dolaşımına karışır.
Belirtileri:
* Dışkının rengi, kil rengine yakın bir sarılıktadır.
* İdrarın rengi koyudur.
* Deri ve dokuların rengi sarıdır.
Hepatik Sarılık:
Bu sarılıkta, hasta bölge doğrudan karaciğerin kendisidir. Karaciğer hücrelerinin herhangi bir sebeple hastalanıp şişmesi sonucu küçük safra kanalları tıkanır. Sarı humma hastalığında, zehirlenmelerde (bilhassa fosfor, kloroform, karbon tetraklörür zehirlenmelerinde) karaciğer hücreleri yıkıma uğrayarak içerisindeki bilirübin maddeleri kana karışır.
Belirtileri:
* İştahsızlık, bulantı ve kusma.
* Karaciğer bölgesinde ağrı ve gerginlik hissi.
* Yüksek ateş, baş ve eklemlerde ağrı.
* Seyrek olarak deride döküntü.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://genclerkulubu.yetkinforum.com/
hezarfen
Maraşal
 Maraşal
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 329
Yaş : 22
Nerelisin GENÇ : sivas
Hobin nedir : kitap okumak,voleybol oynamak,futbal ooynamak gibi
Adı : dolunay
Ruh Hali :
Takım :
Müzik Türü :
Sanal Hayvan :
En Sevdiği İş :
Beğenirlik : 6
Rep : 211
Kayıt tarihi : 06/08/08

MesajKonu: Geri: genel saglık   Perş. 09 Ekim 2008, 21:15

BRONŞİT
Bronşlar:
Ağız ve burun yoluyla aldığımız temiz hava, yutak ve gırtlaktan geçerek soluk borusuna ulaşır. Soluk borusu iki ana kola ayrılır. Bu kollar da kendi aralarında daha küçük kollara ayrılarak akciğerlere bağlanırlar. Soluk borusunun büyük kollarına "bronş", daha küçük kollarına ise "bronşiyol" adı verilir.
Akciğerlere giriş yapan bronşiyollerin sonu kesecikler şeklinde olup gaz alış verişi bu keseciklerde gerçekleşir. Keseciklerin iç duvarı kılcal kan damarları ile donatılmıştır. Kan hücrelerine oksijen yükleme ve karbondioksit alma bu kılcal damarların bronşiyol keselerine açılan yüzünde (alveol) meydana gelir.
Bronşit:
Bronşların herhangi bir sebeple iltihaplanması olayına "Bronşit" adı verilir. Akut ve kronik olmak üzere iki şekli vardır.
Akut Bronşit: Daha çok sonbahar ve kış aylarında bulaşıcı hastalıklarla birlikte görülür. Tifo, kızamık, boğmaca virüsleri bronşlara kadar yayılarak iltihaplanmaya sebep olurlar.
Belirtileri:
* Ateş, öksürük ve vücutta kırıklık ilk belirtilerdendir.
* Başta kuru olan öksürük, hastalık ilerledikçe balgamlı öksürüğe dönüşür.
* Boğazda yanma, ağrı ve ses kısıklığı görülebilir.
Tedavi:
* Ateşin düşmesi ve öksürüğün önlenmesi için ilaç verilir.
* Eğer bronşite bir akciğer hastalığı da eşlik etmiyorsa yatak dinlenmesi ve bol ıhlamur çayı içilmesi hastalığı atlatmaya kafi gelecektir. Ihlamur suyu iyi bir balgam söktürücüdür.
* Hastanın yattığı oda sıcak ve nemli olmalıdır. Nem, sobanın üzerine konan bir çaydanlığın ağzı açık bırakılarak (buharla) temin edilebilir. Buğuseptiklerin buharı teneffüs edildiği zaman oldukça faydası görülecektir.
Kronik Bronşit: Kış aylarında üç aydan fazla süren veya iki kış üst üste görülen bronşit kronik sayılır. Kronik bronşit balgamlı olup daha çok sigara içenlerde ve kirli şehir havası teneffüs edenlerde görülür.
Belirtileri:
* Solunum güçlüğü ve sesli soluk alıp verme en tipik belirtisidir.
* Geceleri artan öksürükler, hastayı çok rahatsız eder. Ancak balgam söküldükten sonra rahat edebilir.
Tedavi:
* Tedavinin ilk adımı sigarayı bıraktırmaktır. Sigara terkedilmedikçe tedavi cevapsız kalır.
* Çalışma ve yaşama ortamı soğuktan, rutubetten ve tozdan uzak bulunmalıdır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://genclerkulubu.yetkinforum.com/
hezarfen
Maraşal
 Maraşal
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 329
Yaş : 22
Nerelisin GENÇ : sivas
Hobin nedir : kitap okumak,voleybol oynamak,futbal ooynamak gibi
Adı : dolunay
Ruh Hali :
Takım :
Müzik Türü :
Sanal Hayvan :
En Sevdiği İş :
Beğenirlik : 6
Rep : 211
Kayıt tarihi : 06/08/08

MesajKonu: Geri: genel saglık   Paz 12 Ekim 2008, 18:42

KABAKULAK
Adından da anlaşılacağı üzere, kulağın ön ve altındaki tükürük bezlerinde şişlik yaptığından kolay teşhis edilen bir hastalıktır. Virüsleri vücuda girdikten yaklaşık on sekiz gün sonra hastalık kendisini gösterir. Daha çok erkeklerde rastlanır.
DİKKAT: Yetişkinlerde kabakulak virüsleri "er bezleri"ni de etkilediğinden kısırlığa varan ciddi bozukluklar yapabilmektedir. Bu sebeple, kabakulak geçiren yetişkin erkekler mutlaka doktor tedavisi görmelidir.
Belirtileri:
* Halsizlik ve ateşle başlar.
* Kulağın ön ve altındaki tükürük bezleri yutkunma sırasında acır.
* Bilahare bu bezler şişer ve dışarıdan yumruk büyüklüğünde, sert bir şişlik görülür.
* İki hafta sonra hastalık gerilemeye başlar. Ancak, bu arada, er bezlerinde bir şişlik ve ağrı ortaya çıkarsa mutlaka doktor çağırılmalıdır.
Ne Yapmalı?
* Kulaktaki şişlik üzerine sıcak kompres uygulayınız.
* Ağız temizliğine dikkat ediniz.
* Hastayı diğer aile üyelerinden ayırınız.
* Er bezlerinde ağrı ve şişlik görülünce mutlaka doktor çağırınız.
* Hastalık belirtileri kayboluncaya kadar yatakta istirahat ediniz.
* Tesiri tartışılmakla birlikte bağışıklık aşısı yaptırınız.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://genclerkulubu.yetkinforum.com/
hezarfen
Maraşal
 Maraşal
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 329
Yaş : 22
Nerelisin GENÇ : sivas
Hobin nedir : kitap okumak,voleybol oynamak,futbal ooynamak gibi
Adı : dolunay
Ruh Hali :
Takım :
Müzik Türü :
Sanal Hayvan :
En Sevdiği İş :
Beğenirlik : 6
Rep : 211
Kayıt tarihi : 06/08/08

MesajKonu: Geri: genel saglık   Paz 12 Ekim 2008, 18:43

KUDUZ
Özellikle köpek, kedi, kurt, tilki ve yarasa gibi memeli hayvanlarda görülen bir hastalıktır. İnsana da bu kuduzlu hayvanların ısırması ile geçer. Dişlerin açtığı yaraya, kuduz virüsü taşıyan hayvan salyası bulaşır. Virüsler yaradan içeri girdikten sonra sinirler yoluyla merkez sinir sistemine (beyne) ulaşır; tahribatını yaparak sonu ölüm olan genel felçlere sebebiyet verirler.
Belirtileri:
* Hayvan ısırdıktan ancak bir ila altı ay sonra hastalık belirtileri ortaya çıkar. Bu müddet değişikliği, vücudun direnci ve ısırılan yerin beyne olan uzaklığı ile orantılıdır.
* İlk belirtileri karamsarlık ve huysuzluktur.
* Sonra, boğazda başlayan ağrılı kasılmalardan dolayı, hasta su içemez. Bunu beceremediğinden huysuzlaşır. Halk arasında bu durum "su korkusu" tabiri ile açıklanır.
* Yutkunma güçlüğünü ağrılı kas spazmları izler. Hastada şuursuz tepkiler ve ihtilaçlar (delilik halleri) belirir.
* Nihayet, birkaç gün içinde, adale kasılmaları genel felç haline dönüşür ve sonuç ölümdür.
Ne Yapmalı?
* Bir hayvan tarafından ısırıldığınız zaman, her halükarda, kuduz olabileceğini düşünmelisiniz.
NOT: Hayvanda kızgınlık ve azgınlık alametleri varsa; köpek ise havlarken, kedi ise miyavlarken alışılmışın dışında sesler çıkarıyorsa; hele ağzında bol salya varsa onu mutlaka yakalayıp belediye tabibine veya bir hastahaneye götürünüz. Yakalamaya çalışırken -tekrar ısırılmamak için- dikkatli hareket ediniz.
* Isırılan yeri bol sabunlu su ile yıkayınız.
* Yakaladığınız hayvanı ilgili sağlık kuruluşuna (belediye tabibi veya hastahane) götürüp "kuduz testi" yaptırınız. Görevliye, ısırıldığınızı söyleyiniz ve gerektiğinde aranmak üzere adresinizi ve telefon numaranızı veriniz. Veya neticeyi almak üzere randevu isteyiniz.
* Testler kuduzu doğruladığı takdirde ısırık yeri cerrahi usullerle temizlenir ve kuduz serumu zerkedilir. Arkasından vücuda aktif bağışıklık kazandırmak için ölü kuduz virüsü aşılanır. Aşılama usulleri değişik olmakla beraber, hepsinin de gayesi hastada kuluçka devresi sona ermeden bağışıklık oluşturmaktır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://genclerkulubu.yetkinforum.com/
 
genel saglık
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Forumun Genel İstatistikleri ?
» http:// [ Nasıl Kısa Gözükmesini Saglıyabilirim ]
» Forumun genel kuralları
» Forumun Genel Staff'ı
» Rutbelerin genel olarak gorevleri nelerdir?

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
HaYaL SoKaĞı :: Sağlık Bölümü :: Genel Sağlık Bölümü-
Buraya geçin: